Hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Temmuz 2010 Pazartesi

HAYAT ÜZERİNE ...

Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri hayat, aşk ve evlilik üzerine konuşurken şunları söylüyor: "İçimizde iki kurt var ve bunların arasında da korkunç bir savaş. Kurtlardan biri; korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, pişmanlığı, açgözlülüğü, kibiri, kendine acımayı, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, üstünlük taslamayı ve benciligi temsil ediyor. Diğeri ise; zevki, huzuru, sevgiyi, umudu, paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçak gönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliliği, dostluğu, anlayışı, merhameti ve inancı temsil ediyor." Gençlerden biri "hangi kurt kazanacak?" diye soruyor ve yaşlı adam kısaca cevap veriyor: "Beslediğiniz"
Kaynak: Alıntı

12 Nisan 2010 Pazartesi

Günaydınım Narçiçeğim

Anarkali Efsanesi
Feyzi Halıcı'nın güftesine kaynak olan Hint efsanesi "Anarkali"i anlatılmaktadır.
Anarkali, halktan bir gence aşık olan Hint prensesidir. Anarkali'nin babasının askerleri, bu iki genci yakalar. Ve güzel prensesi, diri diri duvara gömerler. Prensesin gömüldüğü yerde, baharda nar çiçekleri açmaya baslar.
Zaten Hint dilinde de"Anarkali", nar-çiçeği demekmiş.
Çinuçen Tanrıkorur, bu efsaneyi anlattıktan sonra udunun tellerine dokunur ve Yesari Asım'ı hatırlatan üslubu ile, Kürdilihicazkar şarkısına başlardı.

GÜNAYDINIM http://fizy.com/#s/1ai0nn

Şavkıması sana doğru yolların

Sana doğru denizlerin çağrısı
Çırıl çırıl ötelerde bir güzel
Günaydınım, narçiçeğim, sevdiğim

Çıkmaz sokaklarda bu minyatür kim
Bu gögüs kim, ya bu gözler, bu saçlar
Uzak bir özlemde ayak sesleri
Günaydınım, narçiçeğim, sevdiğim

Bu yıldızlar doğan günü çağrışır
Bu gündüzler gözlerini çağrışır
Ya kimlere verdin avuçlarını
Günaydınım, narçiçeğim, sevdiğim

Vurdum tellerine seni sazımın
Sende anahtarı alın yazımın
Yağmur yağmur serpil yalnızlığıma
Günaydınım, narçiçeğim, sevdiğim

Makam : Kürdili-Hicazkâr
Usul : Nimsofyan
Beste : Çinuçen Tanrıkorur
Güfte : Feyzi Halıcı
Seslendiren : Melihat Gülses

ANARKALİ EFSANESİ
Türkçe kaynakların aksine efsane yabancı kaynaklarda çok daha farklı aktarılmış. Hem fikir
oldukları nokta Anarkali'nin diri diri duvara gömülmüş olması.

According to legend, Muġal Prince Salīm, later to become Emperor Jahāngīr, fell in love with a girl named Anārkalī as a young prince. As she was a dancing girl, not of noble birth, the romance was forbidden by the prince's father, Muġal Emperor Akbar. Anārkalī, whose title means "pomegranate blossom" (bestowed for her beauty), was buried alive in a wall said to be located within the bazaar, by the order of Emperor Akbar. It is believed that her original name was Nādira or Sharf-un-Nisā.
Whether or not Anārkalī existed is controversial as there is no evidence that Prince Salīm ever fell in love with the courtesan, including no reference to her in Salīm's autobiography.

Efsaneye göre, daha sonradan Jahangir İmparatoru olan Mugar Prensi Salim, genç bir prensken Anarkali isimli bir kıza aşık olur. Fakat kız dansçıdır ve asil bir kandan doğmamıştır. Bu aşk Prensin babası olan Mugal İmparatoru Akbar tarafından yasaklanır. Anarkali İmparator Akbar'ın emriyle, çarşının içerisindeki bir duvara canlı canlı gömülür.Onun güzelliğini anlatmak için Anarkali ismi ona bağışlanır. Orjinal isminin Nādira ya da Sharf-un-Nisā olduğuna inanılır.

Anarkali'nin var olup olmadığı tartışma konusuyken, Prens Salim'in de saray halkından biriyle bir aşk yaşadığının içeren hiç bir referans bulunamamıştır biyografisinde..."

Hâsl-ı Kelâm hemen hemen tüm yabancı kaynaklarda efsane bu şekilde anlatılmış olmakla birlikte, bütün türkçe kaynaklarda da İsmail Kurt'un yazısında olduğu gibi geçmiştir.
Kaynak; Alıntıdır.
Kubbede hoş bir sadâ olması temennisiyle ...

27 Mart 2010 Cumartesi

Kavanoz ve İki Fincan Kahve

Ne zaman hayatında bazı şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman 24 saat kısa gelmeye başlarsa, o zaman mayonez kavanozu ve 2 fincan kahveyi hatırlayınız!

Bir gün bir Felsefe profesörü, elinde birkaç kutu olduğu halde derse gelir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur. Ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar.

Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler, Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker, böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar, onlar da 'evet' doldu derler, profesör bu defa masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur. Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar, öğrenciler de koro halinde 'evet' derler.

Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Öğrenciler gülerler!

Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek 'eveet' diyerek;
Ben 'Bu kavanozun bizlerin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım' der.

Şöyle ki bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir.

Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur.

O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir işiniz, eviniz, arabanız vs.

Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir.

'Şayet kavanoza önce kum doldurursanız...' diye, anlatmaya devam eder, 'çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına (yeterli) yer kalmaz.

Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır.

Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz eden şeylere çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sağlığınıza dikkat edin. Eşinizle, dostunuzla yemeğe çıkın. Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin.

Gerisi hep kumdur.

Bu ara bir öğrenci sorar 'Peki, o iki fincan kahve nedir?'

Profesör tebessümle: 'Hayatımız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarımız ve sevdiklerimizle bir fincan kahve içecek kadar yer vardır :) '